Yeniçerilerin ana kütükte kayıtlı olan adları.
Evet Yeniçerilerin varlığı ya da yokluğu bu defterdedir. Varlık isimdi. Yokluk Ölüm. O da isimsizlik demektir. Bir kütüğe kaydolmakla başlardı yeniçerinin hayatı. Esame denilen bu defter. Bir isim. Sonra bir ismin iptali, üzerinden bir çizgi geçiverilmesi. Defterden bir ismin silinmesi. Yokluk böyleydi.
Bu yüzden, ölümü hak etmiş ve infazı ancak kendi subayına havale edilmiş bir yeniçeri, ölümünün gizlice dökülen bir kan suretinde gelen sırrına teslim edilmeden önce, adı ocak defterinden silinirdi. Böyle başlardı yeniçerinin ölümü hikâyesi. Belli ki ölüm bir yeniçeriye adı kütükten silindikten sonra gelirdi. O ki bir yeniçeri, ismi deftere kayıtlı olduğu sürece ölüm çağıracak kadar büyük bir suç işleyemezdi. Ve eğer ölüm çağıracak kadar büyük bir suç işlemişse, önce adı silinirdi defterden sonra ölüme verilirdi. Adının defterden silinmesi bir yeniçeri için zaten ölüm demekti. Ve adı olmayan bir yeniçeri hayatı da olmayan bir yeniçeri demekti.
Bir yeniçeri isminin defterden silinmesi ya kırmızı mürekkeple oluverirdi ya da siyah mürekkeple. Bir hayat, bir defter üzerinde öyle biterdi. Kırmızı mürekkeple geçilmişse bir ismin üzerinden, ya bir ayrılık emeklilik olmuş olurdu kışladan ocaktan, ya da bekleyenini yatakta yakalayan munis bir ölümün şerhi düşmüş olurdu yeniçeriye yazılmış kaderin üzerine. Lâkin siyah mürekkebin söylediği müthiş olurdu. Siyah, eğer ki iptal serüvenini yazan mürekkebin rengiyse, o haneden bir idam geçmiş demek olurdu.
