Canlıların sınıflandırılması, bu sınıflandırmada kullanılan kurallar bütünü...

Taksonomi, (Fr. taxonomie, İng. taxonomy, Alm. Taxonomie).
Sistematik.
Sınıflandırma,
Tasnif, (Arapça تصنيف ), 
Tasnif etmek, tasniflemek.
Bölümlendirme, Klasifikasyon.
Biyosistematik, sistematik.  
Organizmaları sınıflandırma bilgisidir. 
Taksonomi , sınıflandırılma ve bu sınıflandırmada kullanılan kurallar bütünüdür. Karşılaştırma esasına bağlı olarak tasnif yapma. Yunanca düzenleme anlamındaki taksis(taxis) ve  kural-yasa-metod anlamındaki nomos kelimelerinden türetilmiştir. Taksonomi, sınıflandırma, isimlendirme ve tanımlama olmak üzere üç alanı içerir. Bu alanlar;
Sınıflandırma: organizmaların gruplandırılarak veya  ortak benzerlikleri esas alınarak takson adı verilen  gruplar içinde düzene konmasıdır. 
İsimlendirme: Her organizma türünün çeşitli  taksonomik dizilerine belirli kurallara göre isim  verme işlemidir. 
Tanımlama: Organizmaların özelliklerini saptama ve  hangi taksona ait oluklarını belirleme işlemidir.


Organizmaların çeşit ve farklılıkları ile akrabalıkları arasındaki prensip ve kurallara göre incelenmesidir. Sınıflandırmada kullanılan kural ve prensiplere göre canlılar çeşitli özelliklerine göre sınıflandırılır. Bu tür çalışmalar Alfa, Beta, Gamma diye üç ana başlıkta toplanır. Bu işlemler esnasında takip edilen yöntem, prensip ve kurallar bütününe Taksonomi denir. Organizmaların aralarındaki ilişkiler dikkate alınarak belirli kategorilere tasniflenerek o sınıfa ait uygun ve gerçek isimler verilir. 




Yeryüzünde var olan canlıların sınıflandırılması olgusu çok eski çağlara kadar uzanmaktadır.  XV-XVI yy. Yunan düşünürü Aristoteles’in yaptığı sınıflandırmaya göre canlılar iki ana gruptan oluşmakta idi:  .Kara Hayvanları .Su Hayvanları  Aristo’nun bu sınıflandırma sistemi rönesansa kadar devam ettirilmiştir.  .Hayvanların sınıflandırılmasında ilk kez cins kavramını kullanan ve sınıflandırmada anatomik karekterleri esas alan JOHN RAY (XVII. yy.)’dir. .Türlerin binominal olarak isimlendirilmesi ilk kez İsviçreli doğa bilgini GASPARD BAUHİN (1560-1624) tarafından Pinax (1623) adlı eserinde bitkiler için önerilmiştir. .Fakat bu fikir İsveçli doğa bilimcisi CARL VON LİNNEAUS(LİNNE) (1707-1778) ‘nin bitkiler için “Species Plantarum” (1753) hayvanlar için ise “Systema Naturea” adlı eserinin 10. baskısında (1758) düzenli bir şekilde kullanılarak bilim dünyasına kabul ettirilmiştir.  .Linne bu çalışmasıyla sistematik zoolojinin temelini kurmuştur.Linne’den yaklaşık yüz yıl sonra DARWİN, 1859 da yayınladığı ”Türlerin Orjini” adlı eseriyle organik evrimin temellerini atmıştır. Bunun sonucu olarak da taksonomik çalışmaların ağırlık noktası türlerin basitçe kataloglanmasından çok, türler arasındaki akrabalık ilişkilerini anlama yönüne kaymıştır.Taksonominin biliminin amacı,herhangi bir organizma ya da organizma grubuna ait yapılmış gözlemler sonucunda ortaya konmuş olan bilgileri toplayacak,uluslar arası kullanışlı ve pratik bir sistem oluşturmaktır. 18. yüzyıl bilim adamı Carolus Linnaeus’a kadar uzanır. Linnaeus’un kurduğu sınıflandırma sistemi günümüze kadar geliştirilerek devam etmiştir.

Bu sınıflama içinde hiyerarşik kategoriler vardır. Canlılar ilk önce “alem”lere ayrılırlar; bitkiler ya da hayvanlar alemi gibi. Sonra bu alemler kendi içinde filumlara (şubelere) bölünür. Filumlar da daha alt gruplara ayrılır. Sınıflama yukarıdan aşağı şu şekildedir:
Alem (Kingdom)
Filum (Phylum, çoğulu Phyla)
Sınıf (Class) Sınıf (Class)
Takım (Order)
Aile (Family)
Cins (Genus, çoğulu Genera)
Species (Tür)


Canlılar dünyasında geçerli olan temel taksonomik gruplar -yani kategoriler- küçükten büyüğe doğru şu şekildedir:  Tür (=Species) Cins (=Genus) Aile (=Familia) Takım (=Ordo) Sınıf (=Classis) Şube (=Phylum) Alem (=Regnum)  Bu sınıflandırma sisteminde, çeşitli gruplara sub- (alt) veya super- (üst) ekleri getirilerek ara basamaklar da oluşturulabilir. Bu basamakların her biri taksonomik kategoriler olarak adlandırılır. Buna göre her canlı, en az 7 taksonomik kategoriye aittir. Başka bir deyişle, en az 7 taksonomik kategoride betimlenen bir canlının doğadaki yeri ile ilgili yeterli bilgi sahibi olunabilir. Başka çalışmalarda farklı amaçlar için bu kategorilerin 30’a kadar çıkartıldığı olmuştur.  Aileden sonraki gruplar, “yüksek taksonlar” olarak bilinir. Bu gruplar içinde, türden âleme doğru gidildikçe evrimsel geçmiş benzerliği azalır, ortak özellik miktarı düşer ve birey sayısı artar.  Çeşitli durumlarda, sınıflandırmada türün altında varyete, ırk ya da alttür gibi kategoriler de kullanılır. 1900’lü yılların sonuna doğru da, âlem kategorisinin üstüne “domain” eklenmiştir.
 

1969 yılında Cornell Universitesinden ekolojist R.H.Whittaker   bir sınıflandırma yapmıştır. Bu sınıflama beş ana bölümden oluşmuştur. Animalia, Plantae, Fungi, Monera ve Protista olarak adlandırılmıştır.  İskoç biyolog John Hogg'un önerisi ile ne hayvan, ne bitki olan organizmaları Protista(Protoctista) olarak adlandırılmıştır. Daha sonra 1976 yılında  İllions universitesinden Carl Woese, Bacteria, Archaea, Eukarya(Eucarya) olmak üzere üç ana kategoriden oluşan ve domain diye adlandırılan 23 temel bölümü içeren bir sınıflandırma yapmıştır.
Canlılar dünyası, 1900’lü yılların sonuna kadar 5 âlem halinde inceleniyordu:  İlkel bir hücreliler (Monera), Gerçek bir hücreliler (Protista), Mantarlar (Fungi), Bitkiler (Plantae) ve Hayvanlar (Animalia)